Anasayfa

Tarihçe

Eshab-ı Kehf

Doğal Yapı

Coğrafi Konum

İklim ve Bitki Örtüsü

Kültürel Yapı

Sosyal Yapı

Nüfus Bilgileri

Ekonomi

Fotoğraf Arşivi

İletişim

uKenan Internet Hizmetleri

Anadolu'nun en eski yerleşim alanlarından biri olan Tarsus, yazılı tarih dönemleri ardından kurulan birçok krallıkların, Antik Çağlar'da da Kilikya'nın başkenti olmuş; tarihi, kültürel ve ekonomik yönleriyle Ön Asya ve Anadolu'nun en önemli kentlerinden biridir

Hristiyanlar'ın en önemli Havarileri'nden St. Paulus'un doğum yeri olması, bir haç kenti özelliği taşımasıyla, bu dinin yayılmasında önemli bir yere sahiptir.

Orta Çağ ve Yeni Çağlar'da İslam ve Türk kültürünün yoğunlaştığı bir bilim merkezi olarak, yüzyıllar boyu varlığını sürdürmüş; özellikle 19. yüzyılda bölgenin en gelişmiş ticaret ve tarım merkezi olmuştur. Ancak bu yüzyıldan itibaren alüvyonal dolgu nedeniyle limanının işlevini yitirmesi, sığ akarsu ve Aynaz (Rhegma) gölünün büyük tonajlı gemilerin giriş ve çıkışına elverişli olmaması nedeniyle, Adana ve Mersin gibi hızla gelişen iki büyük metropolün orta yerinde, bu iki kent sistemi içinde yer almıştır. Mersin limanına yakınlığı, kara ve demiryolları kavşağı üzerinde yer almasıyla; günümüzde de tarım, ticaret ve tekstil sanayinde, İçel`in Mersin'den sonra gelişmiş en büyük ilçesidir.

Coğrafi Yapı ve Nüfus

İçel'in doğusunda yer alan Tarsus, ilin en büyük ilçesidir. Doğuda Pozantı ve Karaisalı (Adana), batıda Mersin, kuzeyde Ulukışla (Niğde), Ereğli (Konya) ilçeleri, güneyde Akdeniz ile çevrilidir.

Tarsus'un nüfusu, 1990 yılı genel nüfusu sayımına göre toplam 290.633'dür Bu nüfusun 187.508'i ilçe merkezinde, 103.125'i köylerde yaşamaktadır.

Eğitim ve Sağlık Durumu

Tarsus'da toplam okul sayısı 274, toplam öğrenci sayısı 59.959, toplam öğretmen sayısı ise 2097'dir.

Tarsus'da 300 yataklı Tarsus Devlet Hastanesi, merkezde 6 adet olmak üzere toplam 20 Sağlık Ocağı, ayrıca Tarsus'da 500 yataklı SSK 70. Yıl Tarsus Hastanesi ile 90 yataklı Ömer Sayar Hastanesi bulunmaktadır.

Yapılar

Tarsus'daki geleneksel yapılar, tümüyle yöredeki yapı malzemeleri ve ustalarla gerçekleştirilmiştir. Yörede bolca bulunan kireçtaşı ve Toroslar'daki ormanlardan ağaç bulma olanağı sonucu taş ve ağaca dayalı mimari gelişmiştir. Kesme taş duvarların hatılları, döşeme ve çatı kirişlemeleri, hayatları taşıyan dikmeler, döşeme kaplamaları, dolaplar, kapılar, pencere doğramaları,kapakları, kafesler hep ahşaptan yapılmıştır. Ahşap işçiliği taşıyıcı sistemde kaba olarak kalmakla birlikte konsol, kapı, merdiven, pencere doğraması, sergen gibi ayrıntılarda ince bir işçilik göstermektedir Üst kat döşemesini taşımak için birçok evin alt katında, avluya bakan bölümlerde ve depo mekanları içinde taş ayaklara veya devşirme sütunlara oturan kemerli düzenler oluşturulmuştur. Bezemeli kapılar ve strüktürel anlamı olan konsollarla birlikte bu ayrıntılar Tarsus'da yüksek bir taş işçiliğinin geliştiğinin kanıtıdır Sıcak havanın etkisini azaltmak için, bitişik düzendeki dar sokaklar, sık sık meydanlara açılarak kente ferahlık sağlar. Konutların çoğu 19. yüzyıla aittir. Bir bölümü 20. yüzyıl başında yapılmıştır. 19. yüzyılda tarıma dayalı olarak gelişen üretim ve ticaret, özellikle ekonomik açıdan kenti zenginleştirmiş ve geliştirmiştir. Bu varsıllık, Tarsus evlerine dikkat çekici bir biçimde her yönüyle yansımıştır. Kentsel sit alanında mevcut konutlar üç tip altında toplanabilir. Tek veya iki katlı taş evler,ahşap taş karışımı iki veya üç katlı evler, tümüyle taş olan tek veya iki katlı evler.

Bu sayfayı en iyi şekilde görüntülemek için Microsoft Internet Explorer (sürüm 6 veya daha üst bir sürümü) kullanınız.